Çoklu Baro Sistemi Nedir Ne Değildir?

Son günlere damgasını vuran manşetler: Savunma yürüyor! Savunma Durdurulamaz! Peki ama hukuku, adaleti belki de her şeyin önünde görmemiz gereken noktada, savunma neden yürüme ihtiyacı duydu, ne oldu da savunmanın asla durdurulamayacağı vurgulandı? Hemen her şehirden baro başkanlarını başkente yürüten sebepler neydi? Ülkemizde olup biten bu gelişmeler sadece avukatları, baroları, hukukçuları mı ilgilendiriyordu? Biz vatandaşlar her seferde olduğu gibi bu haberlere de ‘sosyal medyada gördüğümüz herhangi bir olay’ etiketini mi yapıştırmalıydık? Maalesef ki bu kez durum, göz ardı edilemeyecek kadar gerçek, yadsınılamayacak kadar da derin.

Bülent Turan’ın baro düzenlemesi hakkında yaptığı açıklamalar. (24 TV)

Tüm bu meselelerin başlangıcında, Ak Parti’nin barolar için getirmek istediği yeni bir yasa yer alıyor. Çalışmalara göre, tek baro zorunluluğu ortadan kalkacak, avukat sayısı 5 bini aşan şehirde, asgari 2 bin avukat olması koşuluyla birden çok baro kurulabilecek. Ak Partili Bülent Turan, bu yasa çerçevesinde “Neden bir tek baroya üye olasınız. Ben birden fazla baro olmak koşuluyla, nispi temsil sisteminin iyi olacağı kanaatindeyim. Tek parti olsun, tek sendika olsun ne demekse, tek baro da o demek” dedi.

Burada ilk olarak altı çizilmesi gereken yer ise böyle bir yasa gündeme getirilirken sundukları dayanaklardır. Öncelikle, partilerle baroların aynı kefeye koyulabilmesi mantık hatta hukuk dışı bir durumdur. Siyasette çok ses, çok parti olması vatandaşlara özgürlük tanıyorken hukukta çok ses olmasının sağlayacağı herhangi bir avantaj yoktur, dahası bu durum başlı başına bir dezavantajdır. Ülkemizde ya da herhangi bir ülkede pek tabii tek bir partinin var olması hukuka aykırı gözükmektedir. Aynı şekilde tek bir grup insanın haklarını gözeten sendikanın varlığı da böyle olacaktır. Çünkü bunların tek olması durumunda, bir ikamelerinin bulunmaması durumunda, vatandaşların yönelebileceği başka bir seçenek kalmayacaktır.

Bir siyasi partinin savunduğu görüş ile diğer siyasi partinin savunduğu görüş birbirinden tamamen farklı olabilir, bunlar birbiriyle fikir çatışması halinde de bulunabilirler. İşçi grubunun haklarını, bir sendika diğer bir sendikadan farklı şekilde savunabilir. İnsanlar bu gibi durumlarda kendi çıkarları, görüşleri doğrultusunda seçim yapma özgürlüğünü taşırlar. Fakat hukukun, adaletin ve baroların çok sesliliğe ihtiyacı olamaz. Ülkede gerçek adalet, gerçek bir hukuk düzeni sağlanmak isteniyorsa bu doğrultuda tek bir sese, tek bir doğruya ihtiyaç vardır.

Avukatlık Kanunu madde 76’da baroların kuruluş ve nitelikleri yazmaktadır. Bu madde doğrultusunda barolar; hukukun üstünlüğünü gözetmek ve hukuk devletini sahiplenmek gibi diğer meslek odaları ve çeşitli sivil toplum örgütlerinin ilke olarak benimsediği hususları, yasal bir kural ve görev kabul eder. Bu sebeple insan haklarına ihlal, kadına karşı şiddet, çocuk istismarı, çevre katliamı gibi konularda barolar hassasiyet göstermek durumunda değil, mağdurun yanında olmak mecburiyetindedirler. Baroların var olan iktidarla ortak hareket etme ve ortak bir dil oluşturma gibi gayeleri yoktur. Aksine asıl vazifeleri yaşanan mağduriyeti giderebilmek adına yeri geldiğinde iktidarın dahi karşısında durabilmektir.

Bu yasa önerisine bir diğer dayanak da Anayasa’nın 135.maddesinden gösterilmiştir. Tek baroya üye olma zorunluluğunun bu maddeye aykırı olduğu iddia edilmektedir. Fakat esasında tam olarak bu madde, bu yasanın ilan edilmesinin anayasal bir dayanağının olmadığını da kanıtlıyor. Bu hususta kamu tüzel kişiliğinin tekliği ilkesi vurgulanmalı ve aynı konu, yer ve adla birden çok kamu tüzel kişiliği kurulamayacağı unutulmamalıdır. Nasıl ki TBMM kamu tüzel kişiliği olarak tek olup ikincisi kurulamıyorsa, yasaya göre aynı şekilde bir şehirde ikinci bir baro da kurulamayacaktır.

Peki yine de büyük bir şehirde birden fazla baronun olmasının ne zararı olabilir mi diyorsunuz? Siyasetin mevcut hukuk düzeninde bile oldukça fazla söz sahibi olduğu göz önünde tutulursa, kurulan çeşitli barolarda zamanla siyasi olarak bir ayrılığın gözlenmeyeceğinin garantisi verilemez. Siyasetin, bölünmenin, ayrışmanın belki de uzak tutulması gereken en önemli yer hukuk iken, adalet iken; böyle bir yasayla bu bölünmenin önündeki tüm bariyerler kaldırılmış olacaktır.

Mevcut pek çok sendika, savundukları görüşler doğrultusunda zamanla ister istemez bir siyasi kimliğe bürünmüştür ve insanlar A Sendikasına üye olduklarını söyledikleri anda kendi siyasi görüşlerini de bir nebze ilan etmiş olurlar. Çoklu baro sisteminin varlığı halinde tam olarak bu durum gözlenecektir. Hiçbir avukat, savunduğu bir davada, siyasi görüşüne yer vermek veya bunu ilan etmek mecburiyetinde değildir. Fakat uzun vadede karşımıza çıkacak manzara şudur: 1 numaralı baroya üye olan avukatlar iktidara daha yakın veya 2 numaralı baronun avukatları muhalefet yanlısı… Hukukta böyle bir ilanın, ayrışmanın gereği hiçbir koşulda yoktur. Anayasanın 135.maddesinde kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının tanımı yapılırken geçen ‘…mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlakını korumak maksadı ile kanunla kurulan…’ ifadesi ise, bu sistemin varlığı halinde tamamen yok sayılmış ve göz ardı edilmiş olacaktır.

Baro Ankara'ya Yürüyen Baro Başkanları
Baro başkanlarının Ankara’ya yürüyüşünde güvenlik güçleri ve başkanlar.( Hürriyet )

Zamanla gözlenmesi muhtemel olan bu olumsuz durumlar, Türkiye genelindeki 80 barodan 50’sinin tepkisini toplayarak, Ankara’ya yürümesine neden oldu. Bu süreçte baro başkanlarının ve avukatların Ankara’ya alınmaması, polis müdahalesiyle karşılaşması ne hukuk devleti ilkeleriyle ne de insan hak ve özgürlükleriyle bağdaşabilir. Bu değişiklik fikrinin ortaya atılmasından beri geçen sürede karşı çıkılarak çürütülen tüm noktalar maalesef ki göz ardı edilmiş, savunulan argümanlar yok sayılmıştır. Yasa önerisinin meclis onayından geçmesi durumunda çoklu baro sistemi uygulamaya geçecek ve çok geçmeden oluşacak tabloyla yalnız hukukçular ve avukatlar değil, tüm vatandaşlar acı bir şekilde karşı kaşıya kalacaktır.