Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarına Dar Mercekten Bakış

Giriş

Bu makale 2030 yılına kadar tamamlanması beklenen Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarını tarihsel, işlevsel ve eleştirel perspektiflerden genel bir bakışla incelemektedir.

Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarının Tarihçesine Kısa Bir Bakış

Ekonomik, sosyal ve çevresel etkileşim ağları üzerine inşa edilen; “kalkınma” ve “sürdürülebilirlik” kavramlarını barış ve refah ilkeleri üzerinden evrenselleştirerek yeniden tanımlayan Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarının hikayesi 1992 yılında Rio de Janeiro şehrinde düzenlenen Dünya Zirvesi (“Earth Summit”) ile başlamıştır (United Nations Department of Economic and Social Affairs).

1992 Dünya Zirvesi’nin ardından çevre ve insan refahını korumak adına uluslararası ortaklık kurma hedefini 178 ülke arasında ortak bir sorumluluk haline getiren Ajanda 21’in ortaya çıkışı yıllarca devam edecek bir müzakere sürecini ve bu süreç içerisinde 2000 yılında yoksulluk, sağlık ve eğitim alanlarında insani gelişimi hedefleyen 8 adet Binyıl Kalkınma Hedeflerinin doğuşunu beraberinde getirmiştir. Bu hedeflerin doğduğu Milenyum Zirvesi’nin (“Millenium Summit”) ardından, 2011 yılında Paula Caballero adlı Kolombiyalı bir diplomatın Binyıl Kalkınma Hedeflerinin eksikliklerini “gelişim” kavramının kapsamını genişleterek yeniden yapılandırma konusundaki uzun ikna ve araştırma çabaları nihayetinde 2012 yılında düzenlenen Rio20+ konferansı sonunda Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarının geliştirilmesine yönelik sürecin başlaması kararı ile meyvesini vermiştir.  Bu kararın “Future We Want” adlı rapor ile gelecek yıllara uzanan zaman diliminde adım adım bir evrensel sorumluluk projesine dönüşümü Paula Caballero’nun kendisi ve ekibinin çeşitli diplomatlar ve kurumsal birimler arasındaki müzakereleri sonucunda alınan ortak kararlar ve destek ile başlamıştır. Bu süreç içerisinde tasarı aşamasındaki Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarına duyulduğu iddia edilen ihtiyaç Binyıl Kalkınma Hedeflerinin varlığı ve meşruluğu dolayısıyla şüphe ile karşılanmış, Kolombiya’nın bu süreci yönetir konumda bulunması ise birtakım diplomatlar tarafından eleştirilmiştir. Bu durum Rio20+ konferansının 2015 sonrası için anlaşılabilir sonuçları ile kesin bir artı değer üreten sürdürülebilir kalkınma ajandası oluşturmayı hedeflemesi dolayısıyla bir dönüm noktası sayılması, bu ajandanın planlanmasını çeşitli kişi ve kurumların yardımı ile beslenen tek bir ortak sürecin yönetmesi ve bu sürecin sonunda tek bir kapsayıcı hedef çerçevesinin belirlenmesi konularında ortak bir karara varılmıştır. Ayrıca, sürdürülebilir kalkınma ajandasının Binyıl Kalkınma Hedefleri üzerine inşa edilmesi, bu süreç içerisinde üzerinde önceden karara varılan konular ve birbirleri ile derinden ilişkili konuların göz önünde bulundurulması, veri toplama araçlarının ve paydaşlar arasındaki bağların güçlendirilmesi konusundaki endişeler dile getirilmiştir (Caballero, 2017).

Peki, 2015 yılında Birleşmiş Milletler bünyesinde yer alan 193 ülke tarafından 2030 yılının sonuna kadar ulaşılması hedeflenen 17 kalkınma amacının resmen kabul edilmesi bizler ve dünyamız için ne ifade ediyor? Bu amaçlar farklı kavramlar, eylem planları ve bağlamlar kapsamında nasıl değerlendirilebilir?

Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarına Yukarıdan Bakış

Mantıksal çerçevenin sınırlarında her boyuttan ve çeşitten paydaşın çıkarlarını birbirine bağlayarak ortak ve uzun soluklu bir çözüm platformu olması dolayısıyla 17 temel amaç, 169 hedef ve 232 gösterge etrafında şekillenen Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları ekonomik, sosyal, çevresel ve politik alanda her yaştan, ırktan, bölgeden, gruptan ve topluluktan bireylerin erişim; katılım ve fırsatlardan yararlanma haklarını doğaya verilen zararı en aza indirecek şekilde gözeterek yaşam standartlarını geliştirmeyi ve böylece ülkeler arasındaki gelişmişlik açığını kapamayı amaçlamaktadır (United Nations General Assembly, 2012). Bu süreç içerisinde verimliliği arttırmak ve hesap verilebilirliği güçlendirmek adına veriyi toplama, anlamlandırma ve paylaşma konuları üzerindeki hassasiyet pek çok kez dile getirilmiştir (UN SDSN, 2015).

Eylem planlarını altı temel ilke (İtibar, Refah, Adalet, Ortaklık, Gezegen, İnsan) (United Nations General Assembly, 2014) ışığında belirleyen sürdürülebilir kalkınma ajandası için gelişim ve sürdürülebilirlik kavramları bu bağlama özel bir anlam dünyasını ifade etmektedir.

Gelişim kavramı yerel, ulusal ve evrensel boyutlarda her bir katmanın ihtiyaçlarına göre farklı merceklere sahiptir. Aynı zamanda sosyal, ekonomik ve çevresel sorunlara temel ilkeler üzerinden çözüm üretme çabasında çeşitli katmanların kapasitesine ve sorunlarının önceliğine göre bu mercekleri kullanarak farklı paydaşların yardımını ve farklı kaynakları harekete geçirme özelliğine sahiptir. Bu durumda gelişim kavramı temel araçları bilim ve teknolojiyi kullanarak refahı ve çevreye uyumu kontrollü bir şekilde artırmayı amaçlar (UN SDSN, 2015). Sürdürülebilir kalkınma ajandası kendine has bir bürokratik mekanizma olarak düşünülürse, gelişim kavramı olmaksızın bu sistem harekete geçmez. Aynı zamanda gelişim kavramının başlattığı süreçte refahın sağlayıcıları olarak  üretim ve tüketim doğa ve paydaşlar arasında uyum sağlayamaz ise sistem uzun vadede kendi içerisinde büyük çatışmalara neden olur. Böylece sistemin düzenli çalışmasını denetleyen sürdürülebilirlik kavramı olmaksızın sistemin varlığı bürokratik bir ağırlık olmanın ötesine gidemez.

Aynı mekanizma analojisi üzerinden devam edildiğinde sistemin çalışır durumda kalmasını sağlayan temel kaynakların ortaklık ve finans ağları olduğu söylenebilir. Sürdürülebilir Kalkınma Ajandasını uygulayan ve tartışan yaklaşık 5.238 (United Nations) paydaştan oluşan ortaklık ağı hükümetler, sivil toplum kuruluşları, özel şirketler, finansal kurumlar, akademik kuruluşlar, gelişim partnerleri (“development partners”), Birleşmiş Milletler birimleri vb.) , ulusaltı hükümetler (“sub-national governments” ,eyaletler vb.) gibi pek çok paydaşı bünyesinde barındırmaktadır (UN SDSN, 2015). Finansal ağ daha karmaşık olmakla birlikte paydaşlar arasındaki ortaklıkların ; ödenek, vergi, altyapı yatırımları vb. gibi ulusal kaynakların dolaşımı ve ODA gibi uluslararası kuruluşların müdahalesi ile ortaya çıkmaktadır (UN SDSN, 2015). [1]

Bu sistemin eylem planlarını oluşturan ve hata ayıklayıcı görevini üstlenen göstergeler ise her ülkenin ihtiyaçlarına ve gündemlerine göre farklı programların bünyesinde gerçekliğe dönüşmektedir. Bu durumda etki ve verimlilik kapasitesini artırmak için ulusal ve uluslararası pek çok kuruluşun ortaklık ve finans bağları yoluyla bu süreçte aktif olarak yer almaları gerekmektedir. Bahsedilen anlam dünyası bağlamında kapsayıcılık ve verimlilik olmaksızın amaçların başarıya ulaşması beklenemez.

[1]  Fon akışını görselleştiren diyagram için bkz. (United Nations General Assembly, 2014), sayfa 21, Figure II.

Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarına Yöneltilen Eleştirilere Genel Bir Bakış

2015 yılına kadar tamamlanması beklenen Binyıl Kalkınma Hedeflerinin güncellenmiş versiyonu olarak 2030 yılına kadar tamamlanması hedeflenen Sürdürülebilir Kalkınma Ajandasının anne ve çocuk ölümlerinde azalma, altyapı güçlendirme ve ortaklık bulma konularındaki görece başarılarına rağmen gelişim sürecindeki “yavaşlık”, “eşitsizlik”, ve “veri yetersizliği” bu duruma karanlık bir gölge düşürmektedir. Dahası, Koronavirüs salgını nedeniyle şimdiye kadarki başarıların gerileyerek toplumsal düzendeki çatlaklara büyük bir darbe indireceği Nisan 2020 tarihli raporda belirtilmiştir (United Nations Economic and Social Council, 2020). Bu rapora göre pek çok alandaki gelişmelerin yavaşlaması hatta durma noktasına gelmesi nedeniyle özellikle küresel ısınmanın verdiği zararın ve eşitsizliklerin katlanması açlık ve yoksulluk gibi pek çok zararlı durumun kapsamını ve şiddetini artırmış, sosyal ve ekonomik korunma sistemlerini hızlı bir şekilde eritmeye başlamıştır.

Genel çerçeve içerisinde çözüme kavuşmadan biriken sorunlar, ajanda tasarımı, ortaklık ve kaynak ağları konularına yöneltilen eleştiriler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarının neden 2030 yılı bitimine kadarki hedeflerine erişemeden rafa kaldırılabileceğini gözler önüne sermektedir.

Çözüme Kavuşamadan Biriken Sorunlar

Her ne kadar Sürdürülebilir Kalkınma Ajandasının temel amacı bu sorunları ortadan kaldırmak olsa da finans, altyapı, teknoloji ve yönetişim anlamında ülkeler arasındaki gelişmişlik açığı ve (uluslararası kuruluşların ve şirketlerin de dahil olduğu) bağımlılık ilişkileri; eşitsiz ve yetersiz gelişime sebep olan kapasite yetersizliği, kurumsal yozlaşma, yolsuzluk gibi aşılması güç değişkenleri doğurmaktadır. Bu durum kadınlar, gençler, azınlıklar gibi çeşitli kırılgan grupların seslerinin ve ihtiyaçlarının görmezden gelinerek kapsayıcı ve sağlam gelişim programlarının uygulanmasına engel olmaktadır. Bu durumda kurumlar, gruplar ve bireyler arasındaki güç dengeleri eşitsiz dağılarak özellikle iş, sağlık, eğitim, gıda alanlarında güvencesizlik hızla bir çeşit epidemi halini almaktadır. Böylece artan borçlanmayı takip eden nüfus artışı ve kentleşme gibi olguların yıkıcı etkilerini hafifletecek koruma ve planlama programları etkili bir şekilde ortaya çıkamamaktadır. Bu eğilimlerin devam etmesi halinde Birleşmiş Milletler 2030 yılına kadar dünya nüfusunun yalnızca %39 ile %63’lük kısmının temel sağlık servisleri ile korunacağını belirtmiştir (United Nations Economic and Social Council, 2020).

Sosyal ve politik alanlarda kutuplaşmaya neden olabilecek bu durum, çabaların büyük kısmını arabuluculuk ya da iletişim bağlarını güçlendirmeye harcayarak ihtiyaçların belirlenmesi ve gerekli kaynakların aktarılması konularında büyük sıkıntılar doğurabilir.

Ajanda Tasarımı

Her ne kadar hedeflerin ve göstergelerin sayıca fazla olması eylem planlarının kapsamı ve veri toplamanın hassaslığı için önemli olsa da bu durumun anlamlandırma ve uygulama konularında karmaşıklığa ve belirsizliğe neden olduğu ileri sürülmüştür  (Swain, 2017). Aynı zamanda göstergelerin, içerik bakımından insan refahı ve doğa arasındaki uyumu kapsamlı bir şekilde ele almadığından sürdürülebilirlik kavramını tehlikeye attığı pek çok akademik makalede yankı bulmuştur. Bu çelişkili durumu açıklığa kavuşturabilmek için sürdürülebilir kalkınma hedefleri şu şekilde gruplandırılabilir: 1) Kaynak kullanımını azaltan hedefler (su kaynaklarını artırma, vb.), 2) Kaynak kullanımını artıran hedefler (altyapı inşası, vb.), 3) Temel haklar ve örgütsel yapılanma konularına odaklanan ve kaynak kullanımına doğrudan etkisi olmayan hedefler (Wackernagel, Hanscom, & Lin, 2017)[2]. Bu çerçevede 2. gruba ait 8. amacın (İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme) gelişim için GDP bazında büyümeyi sürdürme (özellikle en az gelişmiş ülkelerin %7 civarında büyümeyi hedeflemesi) hedefinin[3] 1. gruba ait 13. amacın (İklim Eylemi) hedefleri ve bu hedeflerin dayandığı Paris Anlaşması ile çeliştiği öne sürülmüştür. Bu eleştiriye göre ekonomik büyümeyi sağlarken kaynak kullanımı ve dolayısı ile karbon ayak izi buna bağlı olarak artmaktadır. Bu durumda ekolojik sürdürülebilirliği sağlarken ekonomik büyümeyi güvence altına alabilmek için kaynak kullanımının nasıl ve ne derece azaltılacağına dair planların belirsiz ya da yetersiz olması Sürdürülebilir Kalkınma Ajandasının kendi içerisinde çelişkili olduğu sonucunu doğurmaktadır. Dahası, Paris Anlaşması’nda belirtilen küresel sıcaklık artış sınırını (2°C) aşmamak için küresel ekonomik büyüme sonraki on yıllar içinde %0.45’in üzerinde olmamalıdır (Hickel, 2019). Bu durum ekonomik büyüme sürecinde üretim ve tüketim olgularına daha hassas bir yaklaşım geliştirilmesi gerektiğini göstermektedir. Dahası, bu süreç teknolojik ve bilimsel araçların uzun vadede sosyal, ekonomik ve çevresel etkileri üzerine daha detaylı planlamayı gerektirmektedir.

[2] Her ne kadar tüm hedeflerin birbirleri ile bağlantılı olduğunu ve bu bağlamda her bir hedefin doğrudan ya da dolaylı yollardan kaynak kullanımını etkileyebileceği kabul edilse de genel bir çerçeve olarak oldukça kullanışlı.

[3] Hedef 8.1

Bir diğer eleştiri ise 1. amaca (Yoksulluğa Son) ait ilk hedefin[4] yoksulluk durumunu kapsayıcı bir şekilde ele almadığını ve günde 1.25$ üzerinden belirlenen yoksulluk sınırının sağlıklı ve onurlu bir yaşam için gereken ürün ve servislerin farklı coğrafyalara ya da bağlamlara göre değişen önemini ve maliyetlerini göz ardı ettiğini ileri sürmektedir (United Nations, 2020). Bu sınır farklı yoksulluk deneyimlerini anlamak için yetersiz kalırken yoksulluk ile mücadele sürecinde gelinen başarı düzeyini olduğundan yüksek gösterebilir, problem belirleme ve çözüm geliştirme konularında yanılgıya sebep olabilir. Bu durum aynı zamanda cinsiyet eşitsizliği ve farklı grupların eşitsiz bir şekilde veri setlerinde temsil edilmesi nedeniyle gözden kaçan yoksulluk deneyimleri üzerinden Koronavirüs döneminde yoksulluğu anlama ve ölçme konusundaki eksiklikleri daha keskin bir şekilde gözler önüne sermiştir.

[4] Hedef 1.1

Ajandanın içerik kısmından düzen ve uygulama kısımlarına geçildiğinde farklı problemler dikkat çekmektedir. Ajandada yer alan hedeflerin farklı ülkelerin ihtiyaçlarına, kapasitelerine ve önceliklerine göre ayarlanabilir olması bir diğer deyişle hedefler arasında keskin bir öncelik hiyerarşisinin olmaması acil çözüm gerektiren sorunların arka plana itilmelerine sebep olabilmektedir (Wackernagel, Hanscom, & Lin, 2017). Dahası pek çok göstergenin nicel olarak kolayca ölçülebilir olmaması özellikle veri toplama ve işleme konusunda geride kalan ülkelerin ölçümü ve raporlaması daha kolay hedeflere yönelmesine neden olabilir (Schleicher, Schaafsma, & Vira, 2018). Verilerin toplanması ve işlenmesi konusundaki politik çıkarlar ve veri akışını denetlemekle sorumlu mekanizmaların zayıf oluşu ise bu durumu zorlaştıran değişkenler listesine eklenebilir.

Ortaklık ve Kaynak Ağı

Tüm bu hedeflerden bahsederken bunların gerçekleştirilmesi ve denetlenmesi için gerekli finansal kaynakların nasıl bulunduğu dikkatleri çeken bir diğer noktadır. Bahsedildiği üzere ortaklık ağı hükümetlerden Coca Cola gibi özel şirketleri ve Bill & Melinda Gates Foundation ya da IMF pek çok farklı uluslararası kuruluşu içinde barındırmaktadır.  Her bir amacın farklı maliyeti olduğu gibi bu maliyeti karşılayacak kaynakları belirlemek ve bir araya getirmek ülkelerin kapasitelerine ve ortaklar arasındaki anlaşma şartlarına göre bütçeler üzerinde farklı ağırlıklar oluşturmaktadır (IATF, 2019). Birleşmiş Milletler hesaplarına göre Sürdürülebilir Kalkınma Ajandası için finansal kaynaklar yeterli olduğu gibi her sektöre yaklaşık 5-7 trilyon dolar arası bir sorumluluk düşmektedir. Fakat Birleşmiş Milletlerin yaptığı bir diğer açıklama en büyük sıkıntının oluşturulan finansal kaynak havuzunun beklenen hızda çözüme kavuşması beklenen hedeflere yönlendirilmemesi olmaktadır. (United Nations).

Bir diğer araştırmanın iddiasına göre tüm kalkınma ve kaynak bulma çabalarına rağmen sürdürülebilir kalkınma amaçlarını küresel anlamda eksiksiz uygulayabilmek için yaklaşık 50 trilyon dolarlık bir fon açığı bulunmaktadır. Dahası, 2030 yılına kadar kalkınma ajandasını tamamlamak şartı ile bu açığı kapamak için küresel GDP’nin yaklaşık 5%’ini harekete geçirmek gerekmektedir (Burgess, 2018). Bu rakam gelişmekte olan ülkelerin yıllık büyüme oranlarını aşarken pek çok gelişmiş ülkenin küresel amaçlar uğruna harcamaktan çekinebileceği bir miktarı ifade etmektedir.

Ortaklık ve finans ağı içerisindeki bağlantılar arasındaki kopukluklar ve paydaşlar arasındaki eşitsiz temsiliyet durumu ise bu durumu zorlaştıran diğer değişkenlerdir. Özel şirketlerin  sivil toplum alanı içerisinde yer alan paydaşlara göre Küresel İlkeler Sözleşmesi (United Nations Global Compact) bünyesinde daha fazla söz hakkına sahip olması ve bu şirketlerin faaliyetleri üzerinde uluslararası kuruluşların denetleme mekanizmalarının zayıf kalması (Rasche & Gilbert, 2012) kalkınma ajandasına ait eylem planlarının çatışmalar ve çelişkiler nedeniyle zayıflamasına neden olmaktadır. Bu durum bürokratik ilkelerin ve mekanizmaların paydaşlar arasındaki güç ilişkileri dengesizliğini kürsüler ve isim kartları ardında muhafaza ettiğini düşündürmektedir.

Son Bir Bakış

Bu makale Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarının kuruluş amaçlarına, aşamalarına, işleyiş sistemine, ve bu süreci sekteye uğratan birtakım pürüzlere dar kapsamlı da olsa bir bakış sunmuştur. Sürdürülebilir Kalkınma Ajandası her ne kadar şu zamana kadar gelişim adına oluşturulmuş en kapsamlı ve sistemli bürokratik ilkeler ve eylemler bütünü olsa da, sürdürülebilirlik kavramını geniş kitlelere ve bağlamlara açmışsa da kendi bütünlüğü ve ulusal gerçeklikler bağlamında hâlâ aşılması güç iplere dolanmış durumdadır.

Yoksulluk, açlıkla mücadele, eğitime katılım oranın artması gibi konularda elde ettiği başarılar pek çok insanın hayatını değiştirmiş olsa da bu sürecin hiçbir zaman istenen hızda ve kararlılıkta gerçekleşmemiş olması kökü ekonomik üretim, tüketim, ve çıkar ilişkilerine inen toplumsal düzenin radikal değişim gerektiren noktalarını defalarca gözler önüne sermiştir.

İçinde bulunduğumuz bu karmaşık durumun gelecek yıllardaki yansımalarıyla tekrar ve tekrar değişmesi, düzenlenmesi, denetlenmesi, daha çok bağlılık talep etmesi beklenen kalkınma ajandası için her daim aynı sorular akılları meşgul etmektedir: Kimler için, kimler tarafından, kimler adına, nasıl, ne kadar…

Kaynakça

Burgess, C. (2018). Mobilising the Missing Trillions to Solve the Sustainable Development Goals. https://sphaera.world/billions-to-trillions/ adresinden alındı

Caballero, P. (2017). A Short History of the SDGS. Web Archive: https://web.archive.org/web/20171118221940/http://deliver2030.org/wp-content/uploads/2016/04/A-short-history-of-the-SDGs-Paula-Caballero.pdf adresinden alındı

Hickel, J. (2019). The contradiction of the sustainable development goals: Growth versus ecology on a finite planet. Sustainable Development, 27(5), 873-884. doi: https://doi.org/10.1002/sd.1947

IATF. (2019). Sustainable Development and Finance: https://developmentfinance.un.org/sites/developmentfinance.un.org/files/The_SDGs_are_public_goods_IATF_2019.pdf adresinden alındı

Rasche, A., & Gilbert, D. U. (2012). Institutionalizing global governance: The role of the United Nations Global Compact. Business Ethics A European Review. doi:10.1111/j.1467-8608.2011.01642.x

Schleicher, J., Schaafsma, M., & Vira, B. (2018). Will the Sustainable Development Goals address the links between poverty and the natural environment? Current Opinion in Environmental Sustainability, 43-47. doi:https://doi.org/10.1016/j.cosust.2018.09.004

Swain, R. B. (2017). A Critical Analysis of the Sustainable Development Goals. W. L. Filho içinde, Handbook of Sustainability Science and Research (s. 341-355). Springer.

UN SDSN. (2015). Chapter 1: Getting to know the Sustainable Development Goals. sdg.guide: https://sdg.guide/chapter-1-getting-to-know-the-sustainable-development-goals-e05b9d17801 adresinden alındı

UN SDSN. (2015). Chapter 2: Preparing for implementation. sdg.guide: https://sdg.guide/chapter-2-preparing-for-implementation-f37f877444ba adresinden alındı

UN SDSN. (2015). Chapter 3: Tools for designing SDG strategies and roadmaps. sdg.guides: https://sdg.guide/chapter-3-tools-for-designing-sdg-strategies-and-roadmaps-a8172680d5ef adresinden alındı

United Nations. (2020). The parlous state of poverty eradication. United Nations. https://chrgj.org/wp-content/uploads/2020/07/Alston-Poverty-Report-FINAL.pdf adresinden alındı

United Nations Department of Economic and Social Affairs. (tarih yok). Sustainable Development. Sustainable Development Goals: https://sdgs.un.org/goals adresinden alındı

United Nations Economic and Social Council. (2020). Progress towards the Sustainable Development Goals. United Nations. https://undocs.org/en/E/2020/57 adresinden alındı

United Nations General Assembly. (2012). Resolution adopted by the General Assembly on 27 July 2012. United Nations. https://www.un.org/ga/search/view_doc.asp?symbol=A/RES/66/288&Lang=E adresinden alındı

United Nations General Assembly. (2014). The road to dignity by 2030: ending poverty, transforming. United Nations. https://www.un.org/ga/search/view_doc.asp?symbol=A/69/700&Lang=E adresinden alındı

United Nations Global Compact. Who we are. https://www.unglobalcompact.org/what-is-gc adresinden alındı

United Nations. Sustainable Devlopment Goals Partnership Platform. https://sustainabledevelopment.un.org/partnerships/ adresinden alındı

United Nations. The Sustainable Development Agenda. Sustainable Development Goals: https://www.un.org/sustainabledevelopment/development-agenda/ adresinden alındı

Wackernagel, M., Hanscom, L., & Lin, D. (2017). Making the Sustainable Development Goals Consistent with Sustainability. Sustainable Energy Systems and Policies. https://www.frontiersin.org/articles/10.3389/fenrg.2017.00018/full adresinden alındı

Daha fazlası için

https://www.tr.undp.org/content/turkey/tr/home/sustainable-development-goals.html

https://unstats.un.org/sdgs/report/2020/