Dar Boğazda Siyaset

          Cinsellikten yalnızca mahkûm edilecek ya da hoş görülecek değil, yönetilecek, yararlılık sistemleri içine sokulacak, herkesin azami iyiliği için düzenlenecek, en yüksek verim doğrultusunda işletilecek bir şey olarak söz etmek gerekmektedir. Cinsellik yalnızca yargılanmaz, yönetilir de. (Foucault, 2007, s. 26)

Michel Foucault

           Bu sözler Cinselliğin Tarihi kitabında Michel Foucault’nun cinselliğe dair söylemin yeniden gözden geçirilmesine dair kullandığı bir tanımlamaydı. Ona göre burjuva toplumu Viktöryenizm[1] ile yeni toplumsal kurallar geliştirdi. Oysa, bizlere dilde cinsel özgürleşme olarak tanıtılan teze karşı Viktöryen ahlakın cinselliği bastırdığını değil, kışkırttığını ilan eder Foucault. O, iktidarın insanların bedeni ve cinsel arzuları üzerinde nasıl tahakküm kurduğunu resmeder. “Cinsellik konusunda ve etrafında” olarak betimlediği ilişkide cinselliğin nasıl olması gerektiğine dair hükümlerin nasıl çıkarıldığına ve bunu ussal açıklamalar yaparak nasıl normalleştirildiğine dair bir dizi kritik yapar burjuva toplumuna. Foucault, burjuva toplumunun cinselliği bastırmak şöyle dursun onu kışkırttığını, parçalara ayırdığını, böcek tanımlar gibi isimler verdiğini gösterir bizlere.

            30 Ocak 2021 tarihinde İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun resmi Twitter hesabında LGBT bireyler için “sapkın” kelimesini kullanması bu açıdan tesadüf değildir. İktidar, her aracıyla topluma neyin doğru ve neyin yanlış olduğuna dair nasihatler verirken toplumun en zayıf halkası olarak gördüğü LGBT hareketini marjinalleştirir ancak muhalefetin buna çanak tutması akıl alır gibi değildir. AKP kendine “makbul” bir muhalif kimliği yaratıyor ve onları ana akım medya yoluyla bizlere empoze ediyor. Twitter’da en ufak bir kenetlenmeye trollerle saldırıyor, aklı selim konuşan herkes linçe tabi tutuluyor ve ardından ussal açıklama zeminini yerle bir edilerek yeniden “biz” ve “onlar” ayrımını kuruluyor.

           Bizlere bir bahçe yaratılıyor ve orada oynamamızı istiyorlar. “Onları” iktidarın istediği kadar rahatsız etmemizi, iktidarın canını sıktığımız an muhalefeti bırakmamızı talep ediyorlar. Muhalefete “Ne demek senin gözün iktidarda!” sopası çekiliyor ve bu durum günden güne normalleştiriliyor. AKP’nin en çok hoşuna gidecek şeklen muhalifler kendilerine çizilen alanda oynarken hazımsızlıkla “Oyunu bozuyorsunuz!” diye bağırıyorlar herkese. “Ben de LGBT haklarını savunuyorum ama” diye cümleler yeniden tekrarlanıyor arkadaş aralarında. Televizyonlarda “en muhafazakâr benim” oyunu oynayan muhalifler çalıp oynuyor kendi aralarında.

            Geçen hafta, AKP Genel Başkanı CB Tayyip Erdoğan, online konferans yoluyla Denizli, Uşak ve Mersin’de online mitingler[2] gerçekleştirdi. Salonlardan birisinin, Denizli’nin, fazlasıyla dolu olduğunu fark eden CB Erdoğan kendi sözleriyle “iftihar ediyor”du. Bugün, 1 Şubat 2021 tarihinde, tüm kuvvetleriyle atanmış rektörünü kabul ettirmeye çalışan zavallı iktidar, kamusal alanda barışçıl bir eyleme yürüyen, hatta slogan dahi atmayan gençleri, virüs bahanesiyle provoke etti. Öyle ki, güvenlik güçlerinin uzlaşmadan uzak tavrında bir söz sembolik olarak Türk siyasi tarihinde yerini aldı: “Aşağı bak, toplu gezmek yok!”. İşin en ilginç yanı, iktidarın çizdiği o bahçede oynamayı seven muhalefet partileri Boğaziçi Dayanışmasının adeta açığını bulmuşçasına muhafazakârcılık oyununu oynadı Faik Öztrak’la.

            Ancak unutmayın, onlara rağmen bu odalardan çıkıp ussal zeminde teknik tartışmayı yürüteceğiz. İktidarın ve hükumetin bize dayattığı o bahçede oynamayacağız, ama bize ait olan alanda yani kamusal alanda demokrasiye ve hukukun üstünlüğüne inanarak direneceğiz. Gün gelecek, LGBT bireyi düşerken kaldıracağız, gün gelecek emekliye %8,36 zam yapıldığında Muz fiyatı 15 lirayı aştığı için reyonlara bakıp “Bir canımız var başımıza bela olmuş!” diyen emeklinin [3]yanında olacağız. İşçinin yanında olacağız, Türkün, Kürdün, Çerkesin yanında olacağız. Ancak, bu direnişte “LGBT bayrağının ne işi var” diyenin yanında olmayacağız.

Kaynakça

Foucault, M. (2007). Cinselliğin Tarihi (2 b.). (K. Eksen, Dü., & H. U. Tanrıöver, Çev.) İstanbul: Ayrıntı Yayınları.


[1] 1837 ile 1901 yılları arasında yaşamış olan Birleşik Krallık Kraliçesi Victoria döneminde 16. Yüzyıldaki püritenliğe imrenen ahlakçılık akımı.

[2] “Cumhurbaşkanı Erdoğan AK Parti İl Kongresi’nde konuşuyor… #CANLI​”. 26 Ocak 2021. https://www.youtube.com/watch?v=_PPNFggDma4 adresinden alındı.

[3] “”Canımız muz istiyor, bakıyoruz!” 4 Ocak 2021 Selçuk Tepeli ile FOX Ana Haber” https://www.youtube.com/watch?v=XIITM4kyKB0 adresinden alındı.

Anılcan Duymaz
Orta Doğu Teknik Üniversitesi 3. sınıf sosyoloji öğrencisi. Genellikle siyaset bilim ve istatistik alanlarıyla ilgilidir. Müzik dinleyicisi, futbol seyircisi ve kedi-sever.