Temel Gelir 101

Düzenleyen: Hulusi Özdemir

Son yıllarda, dünya üzerindeki sosyal yardım sistemleri kapsayıcılık ve verimlilik anlamında etkinliklerini kaybetmiş, küresel salgın ile aşınmış temeller üzerinde yükselen bu sistemlerde büyük çatlaklar belirmeye başlamıştır. Artan nüfus, tekrarlanan ekonomik krizler, bürokratik mekanizmaların giderek karmaşıklaşması ve hantallaşması 1950’li yıllardan 1970’lere kadar özellikle Kuzey Amerika ve Avrupa başta olmak üzere pek çok ülkede güçlü bir sosyoekonomik emniyet ağı görevini üstlenen sosyal yardım sistemlerini zayıflatmıştır. Özellikle gelir adaletsizliğinin yıllar boyunca artış göstermesi ve salgın döneminde katlanarak sınıflar arasındaki uçurumları derinleştirmesi dünyanın farklı noktalarından yükselen endişeleri ve fikirleri çeşitli medya platformlarında ve araştırma makalelerinde bir araya getirmiştir. Bu fikirlerden en çok yankı bulanı ise temel gelir olgusudur.

Temel gelir, en basit anlamıyla ülke sınırları içerisinde yaşayan her yetişkin bireye sosyal kimliğinden ve gelir durumundan bağımsız, karşılıksız olarak düzenli bir şekilde temin edilen ve geri alınamayan standart nakdi gelirdir (Standing, 2017). Bu bağlamda temel gelir kavramı tamamen modern bir icat değildir. Bu kavramın kökleri 16. yüzyıla kadar uzanmakta ve 19. yüzyılın ortalarında “şartsız temel gelir” olgusuna evrilmektedir (BIEN). Günümüzde ise ABD (Alaska), Brezilya, Finlandiya ve İran gibi ülkelerde farklı formlarda temel gelir sistemine yaklaşan ya da tam anlamıyla bu sistemi uygulayan programlar bulunmaktadır (Bingöl, 2020).

Temel gelir, seçme-sınama yöntemiyle sürdürülen sosyal yardım programlarından ayrılarak bu alana bir alternatif yaratmaktadır. Fakat temel gelir oldukça geniş kapsamlı bir olgudur. Farklı ideolojik düşünce sahalarında kavramsallaştırılabileceği gibi süregelen farklı yardım ya da koruma programları ile de sıklıkla karıştırılmaktadır. “Sosyal koruma tabanı (social protection floor), evrensel sosyal koruma (universal social protection), garantili minimum gelir (guaranteed minimum income)” (Ortiz, Behrendt, Acuña-Ulate, & Nguyen, 2018), “vatandaşlık geliri (citizenship income), devlet bonusu (state bonus)” (Standing,2017) bahsi geçen yardım ya da koruma programlarının yalnızca küçük bir kısmını örneklemektedir.

Genel anlamıyla sosyal yardım programları, kapsayıcılık ilkesine dayanarak yaşam standartlarını belirli bir seviyenin üstünde tutmaya özen göstererek yoksulluğu ve gelir eşitsizliğini dengelemeye yönelik uygulamalardır (Şener,2010). Bu duruma Türkiye çerçevesinden bakıldığında ise sosyal yardım programlarının içeriğini “aile, barınma-gıda, engelli-yaşlı, sağlık ve eğitim” başlıkları altında belirli yaş, hane, gelir, çalışma statüsüne; ihtiyaç ve fiziksel durum profillerine ve evrak gerekliliklerine (T.C. kimlik kartı, Sağlık kurulu raporu, vb.) uygunluk gösteren bireylere ya da hanelere yapılan nakit yahut temel ihtiyaç yardımları oluşturmaktadır (T.C. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı). Bunun dışında sosyal yardım sağlayan pek çok yerel yönetim ve kurum bulunmaktadır (Bingöl 2020).

 Nitekim, yardım alacak kişilerin veya alacakları yardımın büyük bir kısmının bürokratik ayıklama ve denetim mekanizmaları tarafından belirlenmesi ise tüm bu yardım programlarını temel gelir olgusundan ayıran en önemli noktadır. Bu bağlamda temel gelir şartlı erişim ve sosyal damgalama olmaksızın gelir adaletsizliğini önlemeyi hedefleyen radikal bir uygulama olarak karşımıza çıkmaktadır.

Temel gelir sisteminin insanları yoksulluk ve sosyal bağımlılık kapanlarından kurtararak onlara kendi hayatları üzerinde daha fazla kontrol sağlayabilecekleri bir özgürlük vaat ettiğini düşünen pek çok kişi bulunmaktadır. Fakat bu sistemin yolsuzluk yahut kaynak sıkıntısı gibi pek çok sorunun ağına düşmeden nasıl sürdürülebileceğine dair şüpheler çoğunluktadır.

Temel Gelir Üzerine Birkaç Şüphe

  • En çok dile getirilen şüphe temel gelir sisteminin oldukça pahalı olacağıdır. Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (2018) çeşitli ülkelerin ulusal yoksulluk sınırlarına dayanarak yaptığı hesaplamalara göre Güney Asya, Pasifik, Avrupa, Orta Amerika, Doğu Asya bölgelerinde temel gelir sisteminin ortalama maliyeti (Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgeleri için daha düşük ; Kuzey Amerika, Latin Amerika ve Karayipler ve Sahra altı Afrika bölgeleri için daha yüksek olduğu öne sürülmektedir.) söz konusu bölgelerin ulusal gayri safi yurtiçi hasılanın (GDP) %20’si ve %30’u arasında değişmektedir. Bu durum ülkelerin gelir düzeyine göre değişkenlik göstermekte, hatta gelir düzeyi düşük ülkeler için bir dezavantaj durumunda gibi gözükmektedir. Fakat temel gelir sisteminin küresel gayri safi hasılanın yalnızca %0.66’lık bir kısmıyla düşük gelirli ülkelerdeki yoksulluğu ortadan kaldırabileceği de iddia edilmektedir (Ortiz, Behrendt, Acuña-Ulate, & Nguyen, 2018).
  • Bir diğer çok tartışılan konu ise temel gelir sisteminin insanları çalışmaktan caydıracağıdır. Öncelikle, temel gelir sistemi insanların hayatta kalma şartlarının yalnızca çalışma maaşlarına ya da şartlı sosyal yardımlara bağlı kalmaması, böylece insanların ekonomik çıkarları üzerinde söz sahibi olabilecekleri ve stres faktörlerini düşürebilecekleri bir sistem olarak tasarlanmıştır. Dolayısıyla bu sistem temel ve basit ihtiyaçlar dışındaki ihtiyaçların hepsini kapsayacak güce sahip değildir. Bir diğer mesele ise “iş” kavramının belirli sınıf ya da gruplar için ne ifade ettiği, işin niteliği , maddi ya da manevi faydası ile ilgilidir. İş kavramının Protestan ahlakından kaynaklanan bir kutsallık, Benjamin Franklin’in ifade ettiği üzere yalnızca nakdi değerinden kaynaklanan bir gereklilik ya da bireysel kimliğin bir ifadesi olarak yorumlandığı pek çok tartışma sahası mevcuttur. Fakat günümüzde iş kavramı, tüm alt sınıflar ve orta sınıfların büyük bir çoğunluğu için hayati bir zorunluluktur. Eğer temel gelir sistemi ağır, güvencesiz, kişilerin becerileri ile eşleşmeyen, maddi ya da manevi herhangi bir ihtiyacı gidermeyen ve yoksulluk kapanlarını besleyen işlerde çalışan insanlar için bir seçim şansı tanıyorsa belki de bahsedilen endişenin kökeni iş marketlerinin ve pratiklerinin örgütlenmesinde ve dinamiklerinde aranmalıdır.
  • Temel gelir sistemi farklı ideolojik çerçeveler tarafından farklı şekillerde yorumlanmaktadır. Liberal çerçeve temel gelir uygulamasını gerekli ve yeterli görmekteyken cumhuriyetçi-sağ çerçeveden bu sistem gerekli fakat yetersiz olarak görülmektedir. Sağ çerçeveden bakıldığında temel gelir sistemine eşlik edecek politikaların ve kurumların varlığı gereklidir (Standing, 2017).  Bu durum temel gelir sisteminin kapsamı konusunda belirsizlikler yaratabilmektedir.
  • Temel gelir sisteminin kapsamını çizmesi beklenen koşullardan en önemlileri olan yoksulluğun ve ihtiyaçların boyutlarının ve sınırlarının belirlenmesi, bu alanda çok fazla değişkenin bulunması kaynakların finanse edilmesi ve dağıtımı anlamında çeşitli tartışmaları beraberinde getirmektedir (Ortiz, Behrendt, Acuña-Ulate, & Nguyen, 2018).  Temel gelir sisteminden elde edilmesi beklenen faydanın farklı ihtiyaç gruplarına (çocuklar, yaşlılar, engelli bireyler, yoğun ya da özelleşmiş tedavilere ihtiyaç duyan bireyler vb.) göre kavramsallaştırılması ve ölçülebilir kılınması bu tartışmaların ana konusudur. Ne var ki temel gelir sisteminin getireceği nakdi yardımın refah programlarının yerine geçebileceğini iddia etmek pek mümkün gözükmemektedir. Dahası, fayda, eşitsizlik ve yoksulluk gibi olgular sosyal, kültürel ve politik pek çok alanda etkili olmaktadır.
  • Her bölge temel gelir sisteminin uygulanması ve sürdürülmesi adına farklı ekonomik ve finansal kapasiteye sahiptir. Bu durumda temel gelir sisteminin faturası özellikle kamu harcamaları ve vergilendirme anlamında her ülkeye farklı şekillerde kesilecektir. Dahası, vergi yükünün adaletsiz bir şekilde dağıtıldığı ülkelerde bu durumun gelir eşitsizliklerini artıracağına dair endişeler bulunmaktadır. Bu durumda temel gelir sistemi süregelen verimli kamu yardımlarını engellememelidir (Ortiz, Behrendt, Acuña-Ulate, & Nguyen, 2018).
  • Temel gelir yardımının gerçek değerini ve alım gücünü korumak adına enflasyon ve maaşlara göre endekslenmesi gerekliliği öne sürülmektedir (Ortiz, Behrendt, Acuña-Ulate, & Nguyen, 2018).
  • Şu aşamaya kadar bahsedilen şüphelerin hepsi vatandaşlık haklarına sahip kişiler için dile getirilmiştir. Kayıt dışı göçmenleri, iltica eden kişileri ve bulundukları ülkelerde vatandaşlık haklarından mahrum bırakılan insanları kapsayacak şekilde bu sistemin nasıl işleyeceği belirsizdir.
  • Pek dile getirilmeyen bir diğer mesele ise temel gelir sisteminin farklı çıkar gruplarının manipülasyonuna maruz kalmaması ya da siyasi liderlerin popülist ajandalarına girmemesi gerekliliğidir. Ekonomist Guy Standing, bu sistemin politik sahadan ayrı olarak bağımsız bir kurul tarafından denetlenmesi gerektiğini öne sürmektedir (Standing, 2017). Fakat kurumsal mekanizmaların bağımsız ve güçlü olmadığı ülkelerde “tarafsız” izleme ve denetleme kurumlarının varlığını ve sürdürülebilirliğini sağlamak oldukça zor bir konudur.

Son Görüşler

Görüldüğü üzere, temel gelir sistemi dünya üzerindeki pek çok insanın yaşam standartlarını aynı zamanda sosyal, kültürel, politik ve yasal sahalarda pek çok grup arasındaki çıkar ve güç dengelerini değiştirecek olması dolayısıyla daha fazla akademik ve kamusal tartışmaların odağında olması gereken önemli bir konudur. Özellikle ekonomik, çevresel, sosyal ve politik alanlardaki eşitsizliklerin katlanarak erişim, sahiplik ve kullanım anlamında katı toplumsal tabakalaşmalara sebep olduğu günümüzde bu konunun önemi artmaktadır.

Fakat, temel gelir sisteminin bu eşitsizliklerin tek çözümü olacağını iddia etmek doğru bir yaklaşım olmadığı gibi ortaya konan şüphelere ve eleştirilere rağmen bu sistemin her bağlamda kusursuz bir şekilde işleyeceğini söylemek de bizi akademik ya da düşünsel birtakım çıkmazların içine sürükleyebilir.

Tam da bu noktada (bu makalenin de yansıtmaya çalıştığı üzere) şüpheleri, destekleri ve bahsedilen tüm sosyoekonomik ve aynı zamanda çevresel değişkenleri farklı bağlamlarda inceleyen disiplinler arası çalışmaların varlığı hem temel gelir sistemini güçlendirme hem de eşitsizlikleri ve yoksulluk kapanlarını önleyebilecek farklı fikirlerin filizlenmesi anlamında bir gerekliliktir.

Temel gelir sistemi ile ilgili daha fazla bilgi edinmek için: https://basicincome.org/

Kaynakça

BIEN. A history. https://basicincome.org/history/ adresinden alındı

Bingöl, E. S. (2020). Kovid-19 Pandemisi Sonrası Evrensel Temel Gelir Tartışması: Zamanı Geldi Mi? TESEV.

Ortiz, I., Behrendt, C., Acuña-Ulate, A., & Nguyen, Q. A. (2018). Universal Basic Income proposals in light of ILO standards: Key issues and global costing. Switzerland: International Labour Organization.

Standing, G. (2017). Basic Income: A Guide for the Open-Minded. New Heaven and London: Yale University Press.

Şener, Ü. (2010). Yoksullukla Mücadelede Sosyal Güvenlik, Sosyal Yardım Mekanizmaları ve İş Gücü Politikaları . Ankara: Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı.

T.C. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı. Sosyal Yardım Programlarımız. ailevecalisma.gov.tr: https://www.ailevecalisma.gov.tr/sygm/programlarimiz/sosyal-yardim-programlarimiz/ adresinden alındı