Notice: WP_Scripts::localize hatalı çağırıldı. $l10n parametresi bir dizi olmalıdır. Komut dosyalarına rastgele verileri iletmek için bunun yerine wp_add_inline_script() işlevini kullanın. Daha fazla bilgi için lütfen WordPress hata ayıklama adresine bakın. (Bu mesaj 5.7.0 sürümünde eklendi.) in /home/videmusd/public_html/wp-includes/functions.php on line 5663

COVID-19 GEMİSİNDEN DİJİTALLEŞME VE ÖTESİNE

Hepimiz farklı gemilerle gelmiş olabiliriz, ancak şu anda aynı gemideyiz.

Martin Luther King

Arkadaşlarınızla yıllar sonra bir kafede kahve içip muhabbet ederken Mart 2020’nin konusu açıldığı zaman bir sürü farklı yorum ve tecrübeleri duyabilirsiniz. Belki sosyal medyada paylaşılan mizah içerikli gönderileri anımsayıp gülerken bir anda virüsün ciddiyetini anımsayıp hüzünlenebilirsiniz. Ama bunları konuşurken 2020 yılındaki siz ile kahve içerkenki siz arasında bir fark vardır, o da; sürece dışarıdan, kuşbakışıyla bakabilme şansınız.

Mart 2020’deki sürecin içinde bulunan siz gibi pandemiyi anlamlandırmaya çalışan bir sürü insan vardı ve bunların arasında dönemin filozofları da bulunuyordu. Slavoj Žižek de onlardan biridir. Žižek, Mart 2020’de yayınladığı “PANDEMIC!: COVID-19 Shakes the World.” adlı kitabında Martin Luther King’in sözlerinden biri olan “Hepimiz farklı gemilerle gelmiş olabiliriz, ancak şu anda aynı gemideyiz.” (“We may have all come on different ships, but we’re in the same boat now.”) sözünü kullanır. Bu sözün ilk karantinadaki bizler için bir anlamı vardı, çünkü o zamanlar evlere kapandığımız süreçte tahrip ettiğimiz doğanın kendi alanını kabuğuna çekilip aldığını ve iyileştirdiğini düşünüyorduk. Yani, optimistlik baş motivasyon kaynaklarımızdan biri olmuştu. Aynı zamanda, bu sözde belirtildiği gibi farklı gemilerden geliyor olsak da aynı botun içerisindeyiz, yani virüsün; sınıfsal, etnik, siyasi, zengin veya fakir ayrımı yapmadan insan olan herkese bulaşabileceği gerçeği hala teorikte canlılığını korumaktadır. Ancak, pratikte botun içerisine beraberimizde getirdiğimiz ayrımları değiştirerek ve dönüştürerek yeni kimlikler çıkartarak varlıklarını sürdürmeye devam ediyoruz. Bu devamlılığın beraberinde getirdiği insanların sosyal, iş, eğitim hayatlarını etkileyen dönüşümlerle de karşı karşıyayız.

Jpeg Images

Dijitalleşme

Aradan 1 seneden fazla zaman geçti ve hepimizde olan optimistlik zaman içerisinde değişerek yerini rasyonelliğe bırakarak vaziyetin farklı alanlardaki sonuçlarını anlamaya çalışarak yaşantımızı sürdürmeye çalışıyoruz. Bu süreç içerisinde 21. Yüzyılın beraberinde getirdiği dijitalleşmenin varlığını ve etkilerini pandemiyle çok hızlı bir şekilde iliklerimize kadar hissetmeye başladık.  Bahsettiğimiz dijitalleşme sadece tek bir alana veya boyuta tekabül etmiyor, yani sadece ekonomik olarak değil aynı zamanda boş zamanlarımızı, eğitimimizi, iş yerlerimizi ve sosyal hayatlarımızı da etkiliyor. Dijitalleşmenin baş özelliklerinden biri olan teknolojiyi kullanabilmek, varlığını sürdüren siyasi ya da etnik kimlik üzerinden olan kutuplaşmanın yerini yeni sınıfsal kutuplara bırakabilir; dijitalleşenler ve dijitalleşemeyenler olarak (Narlı,2021).

Bahsedilen sınıfsal kutuplaşma sadece birey bazında değil, aynı zamanda marketler ve şirketler de bu kutuplaşmanın içerisinde yer almaktadır. İhtiyacımız olan ürünleri artık alışık olduğumuz pazarlardan almak yerine internet üzerinden almak dinamik bir alışkanlığa dönüşürken ürünlerin satıcılarına etkilerinde olumlu ve olumsuz yanlarını görmekteyiz. Eğer bu yeni pazar sistemine uyum sağlayamazlarsa yarıştan elenmeleri muhtemelken eğer uyum sağlarlarsa varlıklarını devam ettirebilirler. Bütün bunların yanı sıra dijitalleşen yeni pazar, satıcılara ve tüketicilere sadece ulusal olmaktan çıkıp global bir satış ve tüketim şansı ve fırsatı vermiş olurken bunu daha hızlı bir iletişim aracılığıyla yapmaktadır (IEEE,2020). Başka bir deyişle, şirketler dijital dönüşüme hazırlıklı olup, dönüşümün getirdiği Yenilik Kültürü’ne (culture of innovation) uyum sağlayabilmelidirler (IEEE,2020).

Jpeg Images
Jpeg Images

Tersine Göç, İş, Eğitim

Pandeminin getirdiği karantina sürecinde insanlar evlerinde aylar boyunca yaşamak zorunda kaldı. Bu durum başlarda her insan için aynı iken yasakların kaldırılmasıyla kentlerde yaşayan 30-40 yaşlarındaki eğitimli üst-orta sınıf beyaz yakalılar şehir dışındaki banliyölerinde veya yazlıklarına taşınmaya başladılar (Narlı,2021). Bu imkânı elverişli kılan ise internetin her yerde kullanılabilirliğidir. Tersine göç dediğimiz kavram ise tam burada karşımıza çıkıyor. Son 20 yılda her yıl İstanbul nüfusu %3 artarken, düşmeye başladı (Narlı,2021). Aslında gidenlerin popülasyonunu sadece beyaz yakalılar oluşturmuyor. Hatta çoğunluğunu ekonomik açıdan hayatlarını devam ettiremeyen küçük esnaflar, dükkân sahipleri ve iş garantisi olmayan mavi yakalılar oluşturuyor, yani dijitalleşemeyenler. Gittikleri yerler beyaz yakalıların banliyölerinin aksine memleketleri oluyor. Burada gördüğümüz ‘memleket’ kavramının insanların zihnindeki bir özelliği, işlevi olan baş etme stratejisinin (coping strategy) canlılığını görmekteyiz. İnsanlar kentlerde bekledikleri geçimi sağlayamadıkları durumlarda her zaman gidebilecekleri bir köyün veya memleketin olduğu bilinci onları psikolojik açıdan rahatlatan bir faktör olmuştur. Ancak, dijitalleşmeden kaynaklı burada Prekarya sınıfının büyüdüğünden bahsedebiliriz. Prekarya kavramı İngiliz İktisatçı Guy Standing tarafından geleceği belirsiz, iş güvencesi olmayan insanlar için kullanılan bir kavramdır. Pandeminin sonuçlarından bir tanesi ise mavi yakalı çalışanların geleceksizlikle, belirsizlikle ve güvencesizlikle karşı karşıya olmasıdır (Narlı,2021). Bu dönemi ve bundan sonra bizi bekleyen dönemleri dijital araçları kullanabilenler işlerini evde oturup maaş derdi içinde olmadan çalışabilecekken, özellikle mavi yakalılar gemiden inip yaşamlarını sürdürmek zorunda kalıyor.

Tam olarak burada dijital ekonominin açtığı yeni iş imkanları ve alanları için verilen eğitimin yeni düzene uygun olacak şekilde yeniden yapılandırılıp yapılandırılmaması söz konusu oluyor. IEEE’ye göre (2020) dijital ekonominin yeni zorluklar için alanında en uygun ve nitelikli kişileri işe alarak durumu yönetmesi gerekiyor. Bu ihtiyacın giderilmesi için eğitimde sunulan mevcut öğretilerin yeniden yapılandırılması veya kısa kursların artırılması bir seçenek olabilir. Bu kurslar, çalışanların Covid-19 sonrasındaki kişilerarası iletişimin de bulunduğu görülebilecek sosyal zorlukları unutmadan, çalışanlara teknoloji dahil olmak üzere çeşitli alanlarda spesifik beceriler sağlamalıdır. Kısacası, Covid-19’un hızlandırdığı dijitalleşme sürecinde dijitalleşenlerden biri olarak hayatta kalmaya devam etmek istiyorsak sürecin beraberinde getirdiği donanımı ve niteliği eğitim üzerinden sağlamamız gerekiyor.

Antropolojik Mutasyon

Antropolojik Mutasyon, İtalyan film yönetmeni, şair, senarist, filozof olan Pier Paolo Pasolini’nin tarım devriminden endüstriyel devrime geçerken ki insan üzerinde bıraktığı etkileri ve değişimleri anlatmak üzere kullandığı bir kavramdır. Yani Covid-19’un değiştirip dönüştürdüğü alanlar sadece iş, eğitim veya sosyal alanlar değil. Aynı zamanda insanların psikolojilerinin, dünya görüşlerinin, algılarının, kültürel kodlarının değiştiği bir dönemdir. Bir nevi paradigma kayması da denebilir.

Sonuç olarak

Žižek’in “Hepimiz farklı gemilerle gelmiş olabiliriz, ancak şu anda aynı gemideyiz.” Görüşünün getirdiği eşitlikçi yaklaşım varlığını başlarda hissettiriyorken, gemide var olan ayrımları pandeminin dijitalleşmeyi hızlandırarak mekânsal ve sosyal ilişkiler bazındaki sonuçlarını yeni kimliklere dönüştürüp yaşatmaya devam ediyoruz. Yuval Noah Harari’nin (2020) dediği gibi tehlikeyi virüsün kendisi teşkil etmiyor. İnsanoğlu, virüsün üstesinden gelebileceği bilimsel donanıma, araçlara ve bilgiye sahip. Asıl sorunsa içimizdeki şeytan, kendi nefretimiz, açgözlülüğümüz ve cehaletimizdir.

Kaynakça

Žižek, S. (2020). PANDEMIC!: COVID-19 Shakes the World. Polity.

Carthaus, A. (2020, Nisan 22). Yuval Noah Harari on COVID-19: ‘The biggest danger is not the virus itself’. DW.COM. https://www.dw.com/en/virus-itself-is-not-the-biggest-danger-says-yuval-noah-harari/a-53195552

Almeida, F., Santos, J. D., & Monteiro, J. A. (n.d.). The Challenges and Opportunities in the Digitalization of Companies in a Post-COVID-19 World. IEEE Xplore. https://ieeexplore.ieee.org/abstract/document/9153093.

Narlı, N. (2021, Nisan 30). Tutunamayanlar. Oksijen. https://gazeteoksijen.com/turkiye/evine-ekmek-goturemeyenler-guvencesizler-ve-geleceksizler-tutunamayanlar/