Pandemi Döneminde Çocuklar ve Sosyal Devlet

Covid-19 salgını sırasında devletler, zorlu ekonomik ve sosyal koşulların önüne geçmek için salgından doğrudan etkilenen gruplara yönelik sosyal politikalar üretti. Salgın döneminde hükümetlerin ürettikleri bu sosyal politikalar ve vatandaşlarına yaptıkları yardımlar uzun süre dünya gündeminin en kritik konularından biri olarak dünya gündeminde kaldı. Ancak hastalığa yakalanma riskinin düşük olması nedeniyle çocuklar, belirlenen covid-19’dan doğrudan etkilenen gruplar arasında yer almadılar. Bu nedenle üretilen politikaların hedef gruplarının belirlenmesi sürecinde daha az dikkat çektiler. Ancak salgının aileler üzerindeki sosyal, ekonomik ve psikolojik etkileri, uzun karantina ve izolasyon süreleri, eğitimde yaşanan sorunlar ve hane içi şiddetin kayıt altına alınamaması, çocuklarının salgından doğrudan etkilenen gruplar arasında yer aldığını gösterdi. Türkiye’deki çocuklar bu dönemde salgının daha da belirgin hale getirdiği eşitsizlikleri derinden hissetti. Bu dönemde evlerine kapanan veya çalışmak zorunda kalan çocuklar salgından farklı şekillerde etkilendi. Belirginleşen bu eşitsizliklerin önüne geçmek için sosyal politika üretmekteki eksiklik, oluşan eşitsizlikleri daha da perçinledi.

 Covid-19 salgınının çocuklar üzerindeki toplumsal etkilerini birkaç başlık altında incelemek mümkün. Bunlardan ilki salgın döneminin çocuklar arasında yoksulluğu artırmasıdır. Salgın, hane halkının ve dolayısıyla çocukların maddi yoksulluğunu artırdı. Özellikle belirsiz ve sosyal güvencesi olmayan işlerde çalışan ailelerin çocukları bu yoksulluğu çok daha derinden hissetti. Türkiye, çocuk yoksulluğunun en yüksek olduğu OECD ülkelerinden biridir. Salgın döneminde küçülen ekonomi ve iş imkanlarının azalması insanları zor durumda bıraktı.  Ekonomik zorluklar, zaten yüksek olan çocuk yoksulluğunu daha da kötüleştirdi. Salgın sırasında işini kaybeden bireyler faturalarını ve kiralarını ödemekte, hatta temel ihtiyaçlarını bile karşılamakta zorlanırken, bu durum yetersiz beslenmeye ve gelecek kaygısına neden oldu. Durum böyleyken çocukların salgından doğrudan etkilenen grupta olmadığını iddia etmek doğru bir söylem olmayacaktır.

İncelenmesi gereken bir diğer konu ise ev temelli eşitsizliklerdir. Çocukların eve kapatılmaları ve ev içi yüklerdeki farklılıklar nedeniyle çocuklar arasındaki eşitsizlikler daha da belirgin hale gelmiştir. TÜİK’in 2019 Çocuk İşçiliği Araştırması’na göre ailelerine ev işlerinde yardım eden çocukların (5-17 yaş) oranı yüzde 45,5; bu oran kızlarda yüzde 51,3’tür. Çocuklar ev içinde çamaşır yıkama, yemek yapma, bulaşık yıkama veya küçük çocuğa bakma gibi sorumlulukları üstlenmektedirler. Erkeklerin %16,3’ü ve kızların %28,3’ü haftada 8 saat veya daha fazla ev işlerine katkıda bulunmaktadır. Düşük sosyoekonomik gruptaki ailelerin çocuk bakım hizmetlerine erişimi daha az olduğu için çocukları bu eşitsizliği daha fazla hissetmektedir. Ayrıca, eğitimin çevrimiçi devam etmesi ev içi eşitsizlikleri daha önemli bir konu haline getirmiştir. Pandemi sürecinde evde geçirilen zaman oldukça artmıştır. Aynı zamanda, anaokullarının ve okulların kapatılması kız çocuklarının ev içi sorumluluklarını arttırması oldukça olasıdır. Çocukların yaşadıkları evlerdeki koşulların farklılıkları, uzaktan eğitim sürecinde evde geçirilen sürenin artmasıyla var olan eşitsizlik düzenini daha da derinleştirecektir. Pandemi öncesinde ev dışında eğitim gören ve sosyalleşen çocuklar bu dönemde evde vakit geçirmeye başladılar. Bu durum evlerdeki nüfusun farklı olması ve farklı evlerdeki farklı imkanlar nedeniyle eve kapanan çocukların mekân kullanımında eşitsizlikler ortaya çıkardı.

Sokağa çıkma yasağı ve karantinanın temel sorunlarından biri de çocukların çocuk koruma sistemlerine erişiminin zorlaşmasıydı. Hane içi şiddet vakalarındaki artış, ihmal ve istismar durumunda çocukların seslerinin duyulabileceği platformlara erişememesi Türkiye’deki çocuk koruma sistemine ilişkin sorunları ortaya çıkardı. Okulların kapanması ve çocukların bu kurumlardan uzak kalması, çocukların istismarı ve şiddeti şikâyet edebilecekleri kurumlardan uzak kalmasına sebep oldu.

Pandemi ve “Refah Devleti” Türkiye

Türkiye kendini anayasasında 1961 yılından beri bir refah devleti olarak tanımlıyor. Asa Briggs’e göre refah devleti; “piyasa güçlerinin rolünü azaltmak amacıyla, bilinçli bir şekilde örgütlü kamu gücünün kullanıldığı bir devlet türüdür.”. Ona göre refah devleti, üç alanda faal durumdadır:

Birincisi, bireylere ve ailelere, minimum bir düzeyde gelir garantisi sağlamaktadır. İkincisi, kişilerin, belirli sosyal risklerin (hastalık, yaşlılık, işsizlik vb.) üstesinden gelmelerinde onlara yardımcı olmaktadır. Üçüncüsü ise, sosyal refah hizmetleri aracılığıyla, tüm vatandaşlara en iyi yaşam standartlarını sunmaktadır.

Karar Alıcılara Tavsiyeler

Bir refah devleti olarak Türkiye, vatandaşların son yıllarda sosyal politikalara en çok ihtiyaç duyduğu COVID-19 pandemisi döneminde bu politikaları üretmekte eksik kalmıştır. COVID-19 salgını döneminde, devletin kırılganlaşan farklı gruplara müdahale edebilmek için bu grupların içinde bulundukları duruma göre sosyal politikalar üretmesi gerekmektedir. İlk olarak çocuk yoksulluğu yaşayan çocuklar için ailelere temel gelir desteği sağlanmalıdır. Pandemi döneminde gelir azalması ve kaybı yaşayan aileler için temel düzeyde geçimi sağlayacak imkanlar tanınmalıdır. Yüz yüze eğitim sürecine başlandığı zaman okullar çocuklar için refah alanı olarak düzenlemeli ve online eğitim sürecinde eğitime ulaşamayan özel çocuklara yönelik eğitim programları hayata geçirilmelidir. Pandemi döneminde eğitim eşitsizliğini en çok hisseden orta ve dar gelirli ailelerin çocuklarına en kısa zamanda takviye edici kurslar açılmalı, bu kurslarda hızlandırılmış eğitimle açılan fark kapatılmalıdır. Bu çocukların temel eğitim giderleri, öğle yemekleri ve ulaşım masrafları devlet tarafından desteklenmelidir.

 

Toplumun neredeyse tüm kesimlerini etkileyen ve hayatı ekonomik ve sosyal olarak güçleştiren pandemi dönemi, vatandaşların sosyal devletlere en çok ihtiyaç duyduğu dönemlerden biri oldu. Atılacak her bir adım, refah devletleri var oluş amaçlarına ve aynı zamanda toplum refahına biraz daha yakınlaştıracaktır.

Akkan, B. (2020). Kovid-19’un Çocuklar Üzerinde Etkisi ve Çocuk Odaklı Sosyal Politikalar. TESEV.

Dumano, Y. (n.d.). REFAH DEVLETİ VE ÜSTLENDİĞİ TEMEL GÖREVLER ÜZERİNE BİR İNCELEME. http://www.sosyalsiyaset.net/documents/refah_devleti_ustlendigi_gorvlr.htm.