Postmodern Nostalji: Zamanın ve Mekanın Dışında Bir Yer

Nostalji kelimesi, ilk defa 17. yüzyılda evlerinden uzakta olan İsviçreli paralı askerlerin yaşadıkları dağlara olan özlemlerini tanımlamak için kullanıldı (Diego & Valiente, 2014). Yunancadaki eve dönüş (nóstos) ve acı (álgos) kelimelerinin birleşmesiyle oluşmuş bu sözcük, sözlüğe ilk girdiğinde bir hastalık olarak değerlendirilirken; modern zamanlara yaklaştıkça, geçmişe duyulan bir özlem duygusu olarak anlamlandırıldı. Günümüzde nostaljik ögeler “retro” kıyafet mağazalarından, Atari makinalı oyun salonlarına; plak ve plakçalar dükkanlarından antika araba galerilerine kadar sayısız alanda tüketici ile buluşmakta.  Nostaljiye olan bu büyük talep, duyusal uyaranların kişide geçmişe dair anıları canlandırırken beraberinde o dönemde hissedilen duyguları da geri getirmesinden, kaybolmuş bir zamanı “elle tutulabilir” hale getirmesinden kaynaklanmakta.

Zaman ve Mekanın Kayboluşu

            Yukarıda belirtildiği gibi önceleri 17. yüzyılda yerinden edilmiş sayılı insanlar ile literatüre giren nostalji kavramı, 18. yüzyılın sonlarına doğru siyasi, teknolojik ve ekonomik değişimler zamanın akışını süratlendirdikçe daha karışık bir hal almaya başladı (Cross, 2017). Yeni demiryolları ve telgraf gibi gelişmelerle birbirine bağlanmış, globalleşmiş sistemler, elli yıl önce hiçbir şekilde hesaplanamayan ölçüde bir “mekansızlık” doğurdu. Geçicilik, sanayileşme ile birlikte bir norm haline geldi ve bir yere ait olamama, geçmişini kaybetme hissiyatı bireyler arasında iyiden iyiye yayıldı. Modernleşmek, yaşlı nesil için örf ve adetleri yok saymak demekken, gençler için yenilikleri yüceltmek anlamını taşıyordu. Fakat bu ilerlemeler, insanları kaybolmuş geçmişleri için nostaljiye sürüklüyordu. Profesör Svetlana Boym’un (2016) belirttiği gibi, modern dünya, önlenemeyen bir reaksiyon olarak “geçmişi yok etme arzusuyla; onu özel veya ortak bir mitoloji haline getirip zamanı bir mekân gibi tekrar ziyaret ederek, insan doğasını rahatsız eden zamanın geri getirilmezliğine teslim olmayı reddetti” (s.14-15). “Modern insan, değişimin acımasızlığını keşfetti ve geçmişi bir mülk olarak geri almayı denedi” (Cross, 2017, s.16). Böyle bir statükoda, adına “geçmiş” denilen bu hayali yer; hüküm sürdüğü çağda değerli bulunmayan, fakat sonradan değer kazanan mirasları barındırmaya başladı (Lowenthal, 1997).

Tüketilen Nostalji

20. yüzyılda, Cross’un (2017) “tüketilen nostalji” olarak adlandırdığı nostalji türü ortaya çıktı. Bu tür, eski bir dönemin yeniden canlandırılmasından çok daha fazlasını kapsamaktaydı. Süratle ilerleyen ve gelişen modern kapitalizm, bireyleri uçsuz bucaksız bir stres durumuna soktuğu gibi, aynı zamanda; arabalar, eğlence merkezleri, kıyafetler, müzik ve filmler gibi “yüzeysel” araçlarla kurbanlarına adeta bir kaçış imkânı sunuyordu. Burada gözden kaçırılmaması gereken nokta, tüketilen nostaljinin modern kapitalizm ve gençlik tecrübelerinin yarattığı idefiksler ile ne kadar değiştiğidir. Zira, büyükanne veya büyükbabalardan kalma yadigarlar ile karşılanan nostalji ihtiyacı, artık, yerini eskiden sahip olunan nesnelere ve uyarıcılara bırakmıştır. Bireyi gün geçtikçe “gerçek” dünyadan uzaklaştıran ekonomik ve sosyal koşullar, ışık hızında değişerek yeni geçmişler oluşturmuş, bunları da satın alınabilmeleri için raflara yerleştirmiştir.

 Vintage Pazarı

Geçmişi anımsatma endüstrisindeki çoğu ürün, popüler tüketim ürünlerinden oluşmaktadır. Bunlar, genellikle belirli yaş gruplarına hitap eden eşyalardır. Örneğin, “vintage” moda anlayışı bir anti-moda akımı olarak ortaya çıkmışken, her yıl milyarlarca dolarlık gelir getiren bir endüstri haline gelmiş durumda. ThredUp (2021), tüketici anketleriyle hazırladığı moda satış pazarı ve trend raporunda, 2020 yılında 52.6 milyon ikinci el kıyafet satıcısı olduğunu açıkladı. Ayrıca, aynı şirket, ikinci el pazarının önümüzdeki 5 yılda ikiye katlanarak 77 milyar dolarlık bir gelir getireceğini öngörüyor. İkinci el pazarındaki alıcıların hepsi “vintage” kıyafetlere ulaşmak amacıyla pazara girmiyor olsa da, bu moda anlayışını benimsemiş müşteriler de azımsanamayacak durumda. Bunun izlerini Marinne Serre, Levi’s, Gucci, Miu Miu gibi dünyaca ünlü markaların 2021 Sonbahar koleksiyonlarında görmek oldukça mümkün (Farra, 2020).

Bir Sosyal Tutkal Olarak Geçmiş Özlemi

“Günümüzdeki nostalji, aileleri veya toplulukları değil, dağılmış kişileri, kişisel olarak anlamlı olan fakat görünüşte geçici şeyler etrafında bir araya getirir” (s.23). Bireyler, satın aldıkları nostaljik ürünlerle kendilerine mikro kimlikler oluştururlar. “Postmodern nostaljiler, kullanılan şeylerin çevresinde şekillenirken, genellikler bu eşyaların uyandırdığı çocukça anılardan ve hislerden çok daha parçalanmış ve kısa ömürlü olurlar.” (Cross, 2017, s.24). Aynı zamanda, postmodern nostaljinin peşinden gitmiş fertler, öznel anlamlar yaratıp toplumun geri kalanından soyutlanarak, yarattıkları anlamlar çerçevesinde küçük gruplar oluştururlar. Soyutlanmak için olan bu arayış, zamandan bağımsız bir yolculuk değil; filmler, oyunlar, nesneler, arabalar ve benzeri ürünleri kullanarak insanlığın ellerinden kayan zaman ile başa çıkmak için yola çıktığı bir arayıştır. Zaman, insanlığı ortak paydada birleştirebilen yegâne mefhumlardan olduğundan, etrafında bir grup oluşturmak için oldukça uygun bir alan yaratır.

Nostaljinin Sonu Var Mıdır?

Fütüristik ütopyalar artık moda olmasa da, nostaljinin de ütopik bir görünüme sahip olduğunun altını çizmek gerekir (Boym, 2016). Bu ideal tasvir, fütüristik ütopyalar gibi geleceğe yönelik değildir ve geçmişin kenarları yontulmuş, cilalanmış, paralel bir ütopik tasviri olarak var oluşunu sürdürür. Şu bir gerçek ki, eskiye olan rağbet hiçbir zaman geçmeyecek. Teknolojinin gelişmesi ile birlikte yeni formlara bürünerek, bir yara bandı olarak var olmayı sürdürecek. Postmodern bir nostaljiğin laneti olan; geçmişe özlem duyarken, aynı zamanda, şu andan -gelecekteki geçmişinden- bıkma durumu, kısır bir döngü oluşturmaya devam edecek. Bu döngü; kimileri için bir amaç veya daha iyi bir gelecek kurma yolunda itici bir güç oluştururken, kimileri için bireyi toplumdan soyutlayan bir süreç başlatabiliyor. Nostalji kavramında asıl tehlikeli olan kısım, bireyi gerçek evini hayali olanla karıştırma eğilimine itmesi durumudur. Boym’un (2016) dediği gibi, “Süzgeçten geçirilmemiş nostalji, canavarlar doğurur”. Kişilerdeki “mekansızlığın” hüznü ve zamanın geri getirilememesi, postmodern nostaljiyi oluşturan ana kavramlardır. İnsanın ilerlemesinde en büyük pay sahibi olan özelliği, daha iyiyi arayışı, devam ettiği sürece; nostalji birey için kaçınılmazdır.

Kaynakça

Boym, S. (2016). In The future of Nostalgia (pp. 14–15). essay, Basic Books, a member of the Perseus Books Group.

Cross, G. (2017). Consumed nostalgia – memory in the age of fast capitalism. Columbia University Press.

Farra, E. (2020). 2020 was a big year for old clothes: How vintage, secondhand, and upcycling took off. Vogue. Retrieved October 20, 2021, from https://www.vogue.com/article/the-year-in-secondhand-vintage-upcycling-sustainable-fashion.

Fuentenebro de Diego, F., & Valiente Ots, C. (2014). Nostalgia: A conceptual history. History of Psychiatry, 25(4), 404–411. https://doi.org/10.1177/0957154×14545290

Lowenthal, D. (1997). Possessed by the past: The heritage crusade and the spoils of history. The Free Press.

ThredUp. (2021). 2021 fashion resale market and trend report. thredUP. Retrieved October 20, 2021, from https://www.thredup.com/resale/#size-and-impact.