Sosyal Statüsü Düşüşte Olan Çinli Y Kuşağı Havlu Atıyor

Yazar: Meagan Day

Çeviren: Aybike Şahinoğlu

Düzenleyen: Tuğçe Bayır

Bitkin ve yabancılaşmış Çinli öğrenciler ve beyaz-yakalı işçiler statükoya dair hoşnutsuzluklarını ifade etmek adına “sırt üstü yatıyorlar”. Protestolarının değişim getirebilmesi için kişisel hareketsizliği kolektif faaliyete dönüştürmeleri gerek.

Nisan ayında Çinli Baidu Tieba adlı platformda anonim bir kullanıcı, çıplak duvarlı ve perdelerin güneşe karşı kapandığı bir odada yatağında yatarken çektiği bir pozunu paylaştı. Bu kişi kendini işsiz, yalnız yaşayan, tek seferlik işlerle geçimini sağlayan ve masraflarını azaltmak adına çok az tüketen ve yaşayan biri olarak tanımlıyor. Bu yaşam tarzı arzularınızı dizginlediğiniz ve hırslarınızı unuttuğunuz takdirde gayet mümkün, diye açıklıyor. Hayatlarını ulaşılmaz hayalleri kovalamakla heba eden meşgul kişileri kıskanmıyor. 

Paylaşım yapan kişi felsefesini “tang ping (躺平)” ya da “sırt üstü yatmak” olarak tanımlıyor. “Sırt üstü yatmak benim akıllıca hareketim.” diye yazıyor. “  Yalnızca sırt üstü yatarak insanlar her şeyin ölçüsü olabilir”. Kısacası, bu artık çabalamamak anlamına geliyor.

Bu tutum diğer kullanıcılar arasında oldukça derin bir anlam buluyor. Özellikle, hayatlarının tamamını iyi notlar ve iyi bir iş için çabalayarak harcayan,kendilerini beyaz yaka emek piyasasının dışında ya da içinde uzun saatlerce çalışmak zorunda bulan, üniversite eğitimli fakat sosyal statüsü düşüşte olan gençler arasında oldukça yankı buluyor.

Yenilgiyi kabul etmek, okulu bırakmak, çabalamayı kesmek ve yalnızca var olmak nasıl olurdu?

Bu zamandan beri sırt üstü yatmak bir internet fenomeni ve moda bir medya terimi haline geldi. “Sırt üstü yatanlar” tarafından oluşturulan çevrim içi topluluklar birbiri ardına ortaya çıkıp geleneksel iş gücünün dışında hayatta kalabilmek için karşılıklı tavsiyeleşmeye başladı. Yatış pozisyonundaki kedilerin resmedildiği komik görüntüler (“memes”) interneti sardı.

Bildirilerine göre, sırt üstü yatanlar artık ev, araba almayı ve çocuk sahibi olmayı içeren senaryoyu takip etmeyecekler. Bu durum bazı yaşlı kimselerce kaderci ve anti-sosyal olarak tanımlanıyor. Hareketin taraftarları ise bunun yakalaması oldukça zor olan başarıyı kovalama uğraşını sürdüren bir iyimserliğe tutunmaktan daha iyi olduğunu söylüyor. Geçen Mayıs ayında yayımlanan “Sırt üstü yat, genç adam!” adlı şiir fikrin özünü damıtır nitelikte. “Haydi, birlikte sırt üstü uzanalım, lütfen depresif olma.” diye yazıyor Xiaopan adını kullanan şair. “Herkesin bırakması güç bir hayali vardır. Şikayet etmeden sıkı çalış ve karşılığında hiçbir ödül alma. Hayat iktidardakiler tarafından bir tuzağa dönüştürüldüğü zaman, sırt üstü uzanmak mücadele için iyi bir ilaçtır.”

Oxford Üniversitesi’nde profesör ve Almanya’daki Max Planck Sosyal Antropoloji Enstitüsü’nün direktörü olan Xiang Biao, şimdiye kadar sırt üstü yatmanın anlamlı bir davranış değişikliğine dönüşmediğini söylüyor. “Elbette bireysel vakalar mevcut,” diyor, “ancak çok sayıda gencin eğitime ve emek piyasasına katılım şekillerini değiştirdiğini gösteren herhangi bir kanıt görmedik.” Yine de, sırt üstü yatmak Çinli gençler arasında hâlâ yaygın bir yabancılaşma ve tükenmişlik havasını yakalıyor. Buna neyin yol açtığını anlamak için Biao, öncelikle Çin’de yakın zamanda moda bir sözcük haline gelen başka bir fenomeni düşünmenin faydalı olduğunu söylüyor. Bu kavram “nèijuǎn (内卷)” ya da “içe kıvrılma”dır” (“involution”). Bu, kelimenin tam anlamıyla “içe doğru yuvarlanma” gibi bir anlama geliyor, fakat popüler kullanımıyla kişinin kendi hayatındaki aktivitelere artış gösteren bir enerji katması ancak yine de bir yere varamaması durumunu ifade ediyor.

İçe kıvrılma, sırt üstü yatmanın cevap verdiği durumdur. Bir diğer deyişle, eğer sırt üstü yatma at yarışından çekilme anlamına geliyorsa, içe doğru kıvrılma da yarışmacıların sürdürülemez deneyimlerini anlatıyor. 

Zahmetsiz Atılım

Antropologlar, “içe kıvrılma” kavramını popülerlik kazanmasından on yıllar önce akademik anlamda kullanıyorlardı. Örneğin, bu kavram Cava sanatında sürekli olarak kendi üzerine kıvrılan bir tasarım türünü ifade etmek için kullanılıyor. Aynı zamanda sanayileşmenin bünyesine atılım yapmadan yüzyıllarca yoğunlaşan bir tarımsal gelişim olgusunu tanımlamak adına da kullanılıyor.

Biao’nun kendisi de bu kavramı sistemin bütünü için hiçbir mantıksal işlevi yahut gözlemlenebilir getirisi olmayan ve  Çin işçi göçünü kolaylaştırmak adına kurulan (işleri diğer temsilciler ya da bürokratlar tarafından yaratılmış ve gittikçe yoğunlaşan resmi formaliteleri yönlendirmek olan temsilcilerin ve bürokratların çoğalmasını da içeren) sistemin gereksiz yere karmaşıklaştırılmasını tanımlamak için kullandı.

Geçen sene, “içe kıvrılma” ilişkili fakat özgün bir tanımla ana akıma dahil oldu. Biao, bunun Mayıs 1998’de yürürlüğe giren ve 985 Projesi’nin bir parçası olarak tanımlanan bir grup seçkin Çin  üniversitesine atıfta bulunan ve kendini “985 Waste” olarak adlandıran bir grup ile ortaya çıktığını söylüyor. “Bu, bahsedilen seçkin üniversitelerden iyi ücretli ve güvenli bir işe sahip olma umuduyla mezun olan, fakat bunu başaramayan gençlerin oluşturduğu bir grup,.” diyor Biao. “Böylece, atık ve çöp lakaplarını alarak kendileri ile dalga geçiyorlar.”

Çoğunluğu varlıklı değil de orta sınıf ailelerden gelen bu seçkin sınıf dışlanmışları kendi durumları üzerine birlikte düşünmeye başladılar. Hayatlarının ilerlemek adına durmaksızın çalışmakla şekillendiğini ve görünüşte asla gerçekleşmeyecek bir hayalin hizmetinde çarçur edildiklerini hissediyorlardı. İçinde bulundukları durumu daha iyi ifade etmek için akademik bir terim olan içe kıvrılmayı kullanmaya başladılar. Buradan, içe kıvrılma kavramı popüler söylem bünyesine yeni bir anlamla  dahil oldu: Kişinin tüm enerjisini lanetli bir kendini geliştirme ve toplumun beklentilerini gerçekleştirme projesine dökme durumundan kaynaklanan derin bir varoluşsal tükenmişlik sendromu. Bu zamandan beri “içe kıvrılma” yalnızca iş bulmada başarısız olmuş kişileri değil, aynı zamanda işlerini eziyetli ve anlamsız bulan beyaz yaka işçileri ve henüz iş gücüne katılmamış ancak hayal kırıklığıyla karşılaşmaya hazırlıklı olması gereken öğrencileri de kapsayacak şekilde genişledi.

İçe kıvrılma kavramının popüler kullanımı Çin’in aşırı rekabetçi eğitim sistemine ve beyaz yaka çalışma kültürüne bir eleştiri getiriyor. Bu kavramı kullanan çoğunlukla Y ve Z kuşağı sosyal medya kullanıcıları, bir insanın bu anlamsız modern mücadelenin bir parçası olmasının tek nedeninin diğerlerinin de bunun bir parçası olduğunu ve bu riayetin herkesin zararına olduğunu hissediyor.

Nisan ayında yayınlanan “A Love for Dilemma (小舍得)” adlı TV dizisinin bir bölümünde, Weibo platformundaki birçok kişi içe kıvrılma kavramında ima edilen eleştirinin mükemmel bir şekilde yakalandığını hissetti. Dizide iki karakter eğitim sistemini tiyatroda oyun izleyen seyircilerle karşılaştırıyor. Eğer bir seyirci ayağa kalkıp diğerlerine karşı avantaj elde etmek isterse diğer seyirciler de görebilmek için kalkmak zorunda. Sonrasında, kaçınılmaz bir şekilde seyirciler avantajlarını artırmak için sandalyelerine çıkmaya başlar ve herkes sandalyeleri üzerinde durmak zorunda kalır. Oyun her hâlükârda devam ediyor ve bunu deneyimlemek için fazla zorlanmaya gerek yok. Yani, çabalara rağmen koşullar aynı kalıyor. Fazladan gayret için fazladan ödül yok. Herkes üstünlüğü güvence altına almak adına çabalıyor, çünkü diğerleri de aynı şeyi yapıyor- stresli, anlamsız, bitmeyen bir rekabet.

Geçtiğimiz Eylül ayında, Tsinghua Üniversitesi’nden bir öğrenciyi bisiklet sürerken ve aynı anda dizüstü bilgisayarında çalışırken görüntüleyen bir fotoğraf viral oldu, internet bu öğrenciye “Tsinghua’nın İçe Kıvrılmış Kralı” lakabını taktı. Burada ima edilen, görüntülenen öğrencinin gençliklerini at gözlükleri takarak asla sahip olamayacakları bir geleceğe adayan pek çok Çinli öğrenciden biri olduğu. Onunki hiçbir getirisi olmayan yoğun bir harcama, metaforik olarak hiçbir endüstriyel atılımı olmayan tarımsal bir  gelişmeye ya da sonsuza dek kendi içine çöken karmaşık bir tasarım modeline benziyor.

Beyaz Yaka Sarmalı

İçe kıvrılma kavramı genel anlamda Çinli işçi sınıfı arasında yaygın değil. “Kentli göçmen işçiler bu kelimeyi kullanmıyor.” diyo Biao. “Bu kişiler deneyimlerini yalnızca sömürü veya ızdırap olarak tanımlıyor.” İçe kıvrılma kavramı özellikle tükenmiş öğrenciler ve üniversite diplomasına sahip yabancılaşmış beyaz yaka işçiler tarafından kullanılıyor. Bu onların yaşadığı güçlüklerin hayali olduğu anlamına gelmiyor. Çin eğitim ve ofis kültürü gittikçe rekabetçi bir hal alırken ödüller de gittikçe en iyi performansı gösteren kişilere ayrılıyor.  Çinli beyaz yaka çalışanlar için geniş refah kıyası rekabet ve kazananlar ve kaybedenler arasında gittikçe keskinleşen ayrımlar tarafından yerinden ediliyor.

Kazananlar dahi zafer meyvelerinin çoğunlukla  acı olduğunu fark ediyor. Emek piyasasına girecek pek çok üniversite mezunu için en iyi senaryo fazladan çalıştırılacakları ve acımasızca iş arkadaşları ile kıyaslanacakları işlerde çalışmak, diyor Biao. Değişim talep etmek için çok az ağırlıkları var çünkü onları harcanabilir kılan aynı durumda milyonlarca başka çalışan var. 

Çin’deki bazı şirketler (özellikle her yıl emek piyasasına salınan kalifiye üniversite mezunu kafilesi arasından istediği kişileri seçen e-commerce ve teknoloji şirketleri) 996 çalışma saati sistemine göre işlemektedir (Bu da haftanın 6 günü sabah 9 akşam 9 olmak üzere haftalık 72 çalışma saati demek.). Diğer şirketler de Çin’in büyüyen satış gücünü komisyon başına ücretlendirerek bu tarz uzun çalışma saatlerini teşvik ediyor.

Notlar için hayat boyu süren bir rekabetin sonunda şimdi de iş yerinde yüksek başarı için rekabet ediyorlar. İşçiler belirli metriklerin altında kalmaları ya da iş arkadaşlarına nazaran düşük performans göstermeleri ihtimalinde otomatik olarak işten kovuluyorlar. “Bazı aşırı vakalarda,” diyor Biao , “bir iş arkadaşı işten çıktığında ya da kovulduğunda diğer çalışanlar işten çıkan kişinin adını anamıyor çünkü bunun yerine hem sayısal kodlar kullanılıyor hem de çalışanlar arasında çok az doğal bir arkadaşlık var.”

Tüm bunlara rağmen başka bir numara (345) ile tanımlanan akıllı bir yönetim stratejisi sayesinde bu yerlerde çalışmak bir ayrıcalık gibi hissedilebilir. Bu popüler stratejiye göre 3 işçi 5 işçinin görevini yapmak üzere işe alınıyor ve aralarında 4 işçinin ücreti veriliyor. Bunun amacı ne kadar iş yapmalarına rağmen haklarını alamasalar da işçileri diğer bir ortalama işçiye göre fazlasıyla hakkı verilmiş hissettirmek.

Beyaz yaka işçiler ne kadar yetkin ve yetenekli olduklarını kanıtlarlarsa bir şirket tarafından daha sıkı çalışmalarının istenmesi daha olasıdır. Şirketler becerilerinden ve heveslerinden en yüksek verimi elde etmek için en yüksek performansı sergileyen çalışanların tabaklarına daha çok iş koydukça bir terfi daha çok maaş ancak daha çok sorumluluk anlamına geliyor. Sonuç ise beyaz yaka işçilerin ya yüksek performansları için daha çok iş ile ödüllendirildikleri ya da düşük performansları için bir teşekkür bile almadan ve hayat boyu süren bir çabanın geçersiz kılınması ile cezalandırıldıkları bir durum.

Sırt üstü yatmak ve içe kıvrılma etrafında şekillenen söylemler birçok genç insanın hiçbir yere gitmeyen bir merdiveni tırmanmak için enerjisinin ve motivasyonunun tükendiğine işaret ediyor. İster emek piyasasına girmek adına hazırlanıyor, çoktan çalışıyor ya da işsiz olsun hayat boyu süren bir hazırlanmadan geçmelerine rağmen artan sayıda üniversiteli Çinli genç inancını ve rekabet etme motivasyonunu kaybediyor.

Küresel Hayal Kırıklığı

Çin’de sırt üstü yatanlar gelişmiş kapitalist düzende sosyal statüsü düşüşte olan ve havlu atan tek genç grup değil. Örneğin, Japonya’da evlerini yıllarca terk etmeyerek ve sıklıkla sanal gerçeklik bünyesinde sarmalanmış bulunarak sosyal izolasyonu uç noktaya taşıyan hikikomori adlı kişiler bulunmakta. Fakat hikikomori agorafobinin ve sosyal engellemenin özel bir semptomundan ziyade tükenmişliğin ve hayal kırıklığının genel bir ifadesi olan sırt üstü yatma ruhunu tam anlamıyla yansıtmıyor. Biao, hikikomori’nin dijital fantazi dünyasına tamamen çekilişinin Çince tercümesinin ” keng di tang ping (坑底躺平)” ya da “bir çukurun dibinde sırt üstü yatmak“olabileceğini söylüyor.

“Belki de sırt üstü yatanlara daha çok benzeyenler kendilerini tayin edilmiş bir İngiliz hükümeti terimi olan  “istihdamda, eğitimde ve öğretimde olmayanlar” (NEET: not in employment, education, or training) olarak tanımlayan kişilerdir.”  Sırt üstü yatanlar gibi küresel bir topluluk olarak örgütlenmiş bu kişiler normal ekonominin bünyesine girmeden nasıl hayatta kalabileceklerine dair çevrimiçi ipuçları paylaşıyorlar. Ancak, içinde bulundukları durumu bir sosyal ifadeye dönüştürdüklerinde (örneğin ücretli çalışanları aşağılayıcı bir şekilde “ücretliler” (“wagies”) olarak tanımladıklarında) bu grubun içinde olmak bir seçimden ziyade kabullenip uyum sağlanan bir kader olarak algılanıyor.  Bu topluluktan farklı olarak sırt üstü yatma hareketi içkin bir protesto çağrışımına sahip. Sırt üstü yatanlar kendilerini umutsuz vakalardan ziyade vicdanlı retçiler olarak görüyorlar.

Sırt üstü yatanların eylemi şikayet etmeden sıkı çalışmayı tembihleyen ve derinden bağlı olunan Çin değerlerini reddettiği düşüncesiyle bazı yaşlıca kimseleri rahatsız ediyor. Buna rağmen Biao bu akımın Çin’deki ekonomik ve politik seçkinleri sarsmadığını söylüyor, ve yalnızca küçük çaplı olması nedeniyle değil.

Bazı raporlar Çin’in sırt üstü yatma hakkındaki sosyal medya içeriklerini tehdit eder nitelikte bulduğu için sansürlediğini iddia ediyor. Biao sosyal medyada tang ping içeriklerinin baskılandığını fakat bu durumun muhtemelen kitlesel olumsuz duyguların ifadesini sansürleyen algoritmaların işi olduğunu söylüyor. Gerçekte Çin’in iktidar sınıfının sırt üstü yatma akımından korkmak için çok az nedeni var. Bunun bir nedeni Çin’in beyaz yaka işçilere aç olmaması.  Biao, üniversite eğitimli gençlerin %10’unun okulu bırakmaya karar vermesi ihtimalinde bu durumun bir felaketten ziyade en kötü ihtimalle uygunuz olacağını söylüyor. “Eğer gençlerin %10’u telefonlarını kapatıp içerisindeki tüm uygulamaları silseydi bu ciddi bir sorun teşkil ederdi.” diyor Biao. Fakat tıklayıp aşağı kaydırmaya devam ederlerse, içerik tüketip karanlık dayanışma odalarından veri üretmeye devam ederlerse Çin ekonomisi için hala değer üretmeye devam ederler. 

Daha kesin olarak, sırt üstü yatmak aldığı şekil dolayısı ile yerleşik iktidara büyük bir tehdit oluşturmuyor.  Bir eylem türü olarak toplu ve aktif olmaktan ziyade bireysel ve pasif. Eğer Çinli gençler bu sürekli sarmalı yıkmak istiyorlarsa hayallerinden vazgeçmekten daha yıkıcı bir şey yapmalılıar. Beraberlik içerisinde ve diğer işçiler ile birlikte, kökünden yeniden tanımlanmış ve herkes için fayda gözeten bir sosyal-demokratik gündeme doğru yenilerinin peşine düşmeleri gerek.

Sosyal yaşamdan çekilmek yerine sosyal statüsü düşüşte olan Y kuşağı bunun üzerine bir iz bırakmayı tercih edebilir. Sırt üstü yatarak boyun eğmeyi reddetmek iyi bir başlangıç. Sonraki adım ise yeniden dik durmak, birbirini bulmak, kolektif bir atılım bulmak için daha geniş işçi sınıfına katılmak. 

Orijinal metin:

https://jacobinmag.com/2021/06/chinese-students-white-collar-workers-millennials-lying-flat-tang-ping